| |
Zeyd
b. Sabit Hazretlerinden Peygamberimiz (s.a.s.) durumu hakkında
bilgi istediler, Hz. Zeyd: "Eğer O'nun bütün durumlarından
soruyorsanız O bir denizdir ki, kenarı yoktur. O'nun ahlake
ve ahvali uçsuz bucaksız bir denizdir Eğer bazı durumlarından
sorarsanız layıkıyla iç yüzüne erebildiğim bazı bilgileri size
aktarayım." der ve şunları anlatır: 'Peygamberimiz (s.a.s.)
'e komşu idim. Kendisine vahy geldiği zaman bir adam yollayarak
beni çağırırdı. Ben de huzuruna girer ve nazil olan vahyi yazardım
Peygamberimiz (s.a.s.) 'in huzurunda biz bazen dünya işlerinden
konuştuğumuz zaman o da ahlakının büyüklüğünün eseri olarak
bizimle dünya işlerinden bahsederdi. Biz ahiretten bahsetsek
bizimle beraber ahiret işlerinden bahsetmeye koyulur, eğer biz
tutup da yemekten bahsetsek bu sefer de bizimle yemekten bahseder,
,yemeklere ve birtakım yiyeceklerin fayda ve zararlarına dair
bilgi verirdi. Anlatmış olduğumuz bu hususların hepsini size
Rasullullah (s.a.s.) 'den haber vermekteyiz.
Amr b. As (r.a) anlatıyor: ' Peygamberimiz(s.a.s.)
aralarında ülfet ve yakınlık doğsun da İslam 'a girsinler diye
toplumdaki şerli kişilere lütuf ve kerem ile muamele eder, güleryüz
gösterirdi. Peygamberimiz (s.a.s.) bana da iltifat ederlerdi.
Hatta o derecede ki, ben Rasülullah (s.a.s.) 'in yanında en
sevgili olduğum zannına kapıldım ve kendisine Ebu Bekir, Ömer,
Osman mı, yoksa ben mi hayırlıyım, diye sordum. Üçüne de: 'Ebu
Bekir, Ömer, Osman' diye cevap verdi. Bu esnada ben böyle bir
soruyu sorduğuma pişman oldum. Zannımda yanılmıştım. Meğer Rasülullah
(s.a.s.) 'in bana hüsn-i muamelesi bana iltifat içinmiş!"
Hz. Aişe (r.a.) nakleder: Bir adam gelip Peygamberimiz
(s.a.s.)'in huzuruna girmek için izin istedi. Peygamberimiz
(s.a.s.) içeriden adamın sesini duyunca 'Bu adam kabilesi için
de yaramaz ve kötü biridir!" dedikten sonra huzuruna kabul
edip ona hilim ve kerem ile davrandı. Hz. Aişe (r.a) diyor ki:
"O adam gittikten sonra ben: Ya Rasülullah, içeri girmeden
önce onun kötülüğünden bahsettiniz huzurunuza girince ise güler
yüz ve tatlı dille davrandınız. Bunun sebeb-i hikmeti nedir?"
dedim. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle cevap verdi: "Ey Aişe,
insanlar arasında azılı kötü kişiler vardır ki, ahali onların
şerrinden korunmak için kendi haline terk eder, karşılaştıklarında
da onunla müdara ederler. Maksat onun kötü söz ve davranışlarının
önüne geçmektir. Ben de o adamın kötü söz söylemesine fırsat
vermemek için ona karşı iltifatta bulundum.
Hz. Aişe (r.a), Peygamberimiz (s.a.s.)'in
ahlakını soran bir Müslüman'a: "O'nun ahlaki Kur'an idi"
cevabını verdi. Keza yine böyle bir soruya şu cevabı verdi:
'Müminun Suresi'ni okuyabiliyor musun? Bu sureyi onuncu ayetine
kadar oku! iste Allah Rasülü'nün (s.a.s.) ahlakı böyle idi."
Bir gün fakir bir kadın, iki kızı ile Hz.
Aişe'yi (r.a) ziyaret etmişti. Evde onlara ikram edebileceği
ancak bir hurma vardı. Onu da getirip kızların annesine ikram
etti.O da hurmayı ikiye bölüp çocuklarına yedirmişti.Hz. Aişe
(r.a.) bu durumu Peygamberimiz (s.a.s.) e anlatınca şöyle buyurdu:
"Çocukları hakkıyla sevmek ve onları korumak cehennemden
kurtuluştur."
|
|