| |
Uhud
Savaşı'nda, İslam ordusu birinci safhada Peygamberimiz (s.a.s.)'in
harp taktiklerine uyarak üstünlük sağlamıştı fakat daha sonra
kesin sonucu almadan ganimet toplamaya girişince ve yerlerini
terk etmemeleri gereken okçular da ganimet toplama işine koşunca
düşman süvari birliği arkadan kuşatmış, böylece Müslümanlar
iki ateş altında kalmışlardı. Bu safhada Müslümanlar 70 şehit
verdikleri halde; Peygamberimiz (s.a.s.) emir komutayı elinde
bulundurdu ve büyük bir soğukkanlılıkla İslam ordusunu çevresine
topladı. Başarılı bir savunma ile düşmanı dur durdu. Peşinden
de inkarcıları Mekke istikametinde günlerce takip etti. Peygamberimiz
(s.a.s.) öyle bir kahramanlık ve cesaret ortaya koydu ki, müşrik
ordusu geri dönerek yeniden savaşmayı göze alamadı.
Hevazin muharebesinde, İslam ordusu
Huneyn geçidine geldiğinde düşman okçularının hücumuna uğramıştı.
İslam askerlerinin bu ani saldırıdan korunmak üzere siper aradıkları
bir sırada, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) sarsılmaz bir kaya
gibi metanet göstermiş, savaş alanından bir adım bile gerilememiştir.
Katırını düşmana doğru sürerek 1slam askerlerine "Nereye
kaçıyorsunuz ben Allah 'in Resulüyüm, Abdülmuttalib oğlu Abdullah
oğlu Muhammed'im" diyerek ordusunu toparlamış ve zafere
ulaşmayı başarmıştır Nitekim bir görgü tanığı şöyle diyor: "Şehadet
ederim ki H z.Peygamber (s.a.s,) bir adım bile gerilemedi. Savaş
vahşi bir yangın gibi yayıldığı zaman, hepimiz Rasül-i Ekrem
(s.a.s.) 'in çevresine sığındık. O'nun yanında durmak en büyük
cesaret sayılıyordu."
|
|