Yanına
varıp süt istedikleri bir çoban, 'Yanımda süt verecek şu ke
çiden başkası yok. Fakat o da hamile oldu ve sütü çekildi'
dedi.
Resül-ü Kibriyanın şifalı ve bereketli eli keçinin memelerine
uzandı.
Mübarek elleriyle, onları sığadı ve dua etti. Memeler, anında
sütle
doldu. Sağılan sütü hepsi kana kana içti.
Hayretler içinde kalan çoban, 'Allah aşkına, sen kimsin? Şimdiye
kadar senin gibisine rastlamadım' diye sordu.
Resül-ü Ekrem Efendimiz, 'Kim olduğumu söylerim, ama gördüğünü,
duyduğunu gizli tutmak şartıyla' dedi.
Çoban, 'Olur, gizli tutarım' diye söz verince, Fahri Alem
Efendimiz, 'Ben Allah'ın Resül-ü Muhammed'im' buyurdu.
Hayreti bütün bütün artan çoban, 'Demek Kureyş'in 'Yolunu
sapıttı' dedikleri zat sensin, öyle mi?' dedi.
Serveri Kainat Peygamber Efendimiz, 'Onlar, böyle söylüyorlar'
buyurdular.
Bunun üzerine Çoban, 'Ben; şehadet ederim ki, sen bir peygambersin.
Getirdiğin de haktır. Senin yaptığını ancak bir peygamber
yapabilir. Ben, sana tabi oldum' dedi ve orada İslamla şereflendi.